where the writers are
Hani Üçüncü Dünya Savaşı çıkacaktı !
index.jpg

Çok kutuplu dünya eksenin de bugün her şey kapitalizmin lehine görünse de gerçekte şu yakın zamanlarda gerek Gürcistan'daki gelişmeler ve gerekse yaşanan mali krizler bize durumun hiçte göründüğü gibi olmadığını bir kez daha gösterdi.

Başını Rusya'nın çektiği Asya dayanışması kendi hükümranlık alanında yabancı bir manüplasyona tahammülü bulunmadığını, bu bölgede geçmişten gelen iddialarının takipçisi olacağını açık ve karşı tarafın anlayabileceği bir dille ifade etti. Etti de ne oldu? Üçüncü dünya savaşı mı çıktı! Elbette ki hayır. Olan bir güç denemesiydi. Gözden çıkarılan bir piyondu kaybedilen. Karşı tarafa yaşatılan bir üstünlük histerisi karşılığında acaba neler kazanılmış olabilir?

Tam bağımsızlık ihtirasıyla fırsat kollayan eski demirperde ülkelerini galeyana getirip onların bağımlılıklarını azaltacak fakat bu arada yerleşik dengeleri alt üst edecek bir kaos ortamının oluşturulması, bu zeminin olgunlaştırılması ve harekete geçmek için uygun zamanı bekleyerek bu arada durgunlaşan kapital ekonomiyi canlandırmak için el altından silahlanmayı sağlamak kaybedilen piyonun sağlayacağı avantajlardan çok daha önemli olmasın sakın.

Peki savaş ekonomisinin sağlayacağı avantajları kapitalistler kadar sosyalistler de kabul eder ve bu nedenle ilkelerinden vazgeçerek kendi arka bahçelerinde silahlanmayı teşvik ederlerse o zaman ne olur? Hayır, öyle zannedildiği gibi bundan bir üçüncü dünya savaşı çıkmaz. Bu karşılaşmaları ikinci dünya savaşı öncesi ABD, Rusya, İngiltere üçlüsü yaşayıp tecrübe etmişlerdi. O günlerden bugünlere uzanan süreçte oluşan strateji ve dengeler karşılıklı, adı konmamış bir güç alıgılaması üzerine ve mevcut konjektürün bozulmadan sürdürülebilmesi esasına dayandırılmıştı. Burada sanırım Rusya büyük bir avantaja sahip çünkü Gorbaçov dönemiyle başlayan bir arayış ve değişken şartlara adaptasyon ihtiyacı ona bolşevizm sonrası için yoluna ne şekilde devam edebileceğine ilişkin cevaplar vermiş olmalı. Ama durum acaba kapitalizmin kalesi olan ABD için geçerli mi? O kendisini değişime zorlayan şartlara aynı esneklikte cevaplar üretebilmeye hazır mı?

Ya da şöyle düşünmeli; Gorbaçov kendi zamanında kapitalizm karşısında yenilgi mi almıştı yoksa Leninist ve Stalinist çizginin sürdürülmesi durumunda Rus stratejisinin daima kapitalizmin arkasında kalmaya mahkum olduğunu mu görmüştü? Böylesi büyük toplumsal dönüşümleri göze alması başka hangi gerekçelerle açıklanabilir?

A.AKDENİZ